Prş08172017

ANTİDEPRESANLAR ve NÖROPLASTİSİTE

Kullanıcı Oyu:  / 1
En KötüEn İyi 

Her ne kadar bu grup ilaçların ismi antidepresan olsa da kullanım alanlarına ve yarattıkları olumlu etkilerine baktığımız zaman depresyon dışında diğer ruhsal, özellikle duygusal sorunların ele alınması ve tedavisinde de kullanıldıklarını görmekteyiz. Yaygın sıkıntılı durumlarda, panik ataklarda, değişik fobilerde, obsesif kompulsif bozuklukta, travma sonrası bozukluklarda ve yeme sorunlarında sıkça kullanılmaktadır.
Antidepresan ilaçlar, ilaç sektörünün en çok üzerinde durduğu, diğer yandan üzerinde en çok çalışma yapılan ve yenileri için araştırmaların sürdüğü ilaç grubunu oluşturmaktadır. Bu grup ilaçların toplum içinde kullanımı her gün daha da artmaktadır. Bu ilaçlar gelişmiş ülkelerde tüketim sayıları bakımından ilk sıralarda yer almaya başlamıştır.

Antidepresan ilaçların hepsi nörotransmitterler üzerinden etkilerini gösterir. Trisiklik olanlar noradrenalin, serotonin ve daha az olarak dopamin geri alınımı üzerinden etki ederken diğer antidepresanlar isimlerinde de belirtildiği biçimde serotonin, noradrenalin, dopamin ve MAO üzerinden etkilerini göstermektedir.

Antidepresan kullanan depresyon hastalarının büyük çoğunluğu (%80-90) ilaçlardan yarar görürler. Diğer hasta gruplarında da olumlu sonuç alma oranları bu değerlere yakındır. Bu özellikleri nedeniyle çok sık başvurulan ilaçlar arasına girmişlerdir. Ruh hekimlerinin dışında değişik dal hekimleri de yaygın olarak hastalarına antidepresan ilaç önerdikleri gibi kimi hastalar kendiliklerinden ilaç kullanmaktadırlar. Özellikle Batı toplumlarında antidepresan kullanımında artış vardır. Benzer bir durum ülkemiz için de geçerlidir. Nüfusu yoğun bölgelerimizde antidepresan ilaç kullanımında hızlı bir artış vardır.

Etki mekanizmaları nörotransmitterler olan antidepresan ilaçlardan beklenen olumlu etkiler ilaç kullanmaya başladıktan yaklaşık 2-3 hafta sonra ortaya çıkmaya başlar. İlaçların ilk etkileri etki mekanizmaları ile birlikte hemen ortaya çıkmasına karşın duygusal tabloda beklenen iyiliğin zaman içinde ortaya çıkmasının altında, nöron reseptör sayısında ve duyarlılığında yarattığı azalma (down-regulation) yatar.

Antidepresan kullanımı sırasında özellikle dikkat edilmesi gereken bir yiyecek düzenlemesi yoktur. Ancak tedavi boyunca alkol kullanılmaması uygun olacaktır. Sıklıkla klinik uygulamada tedavi edici doza ilk seferde başlanmaması uygulanan bir yöntemdir; ancak her zaman uyulması gereken bir kural değildir. Ancak sıklıkla ilaç kesilirken kademeli olarak ilaç bırakılması önerilir. Tedavi süresi olgular arasında fark göstermekle birlikte ilaç kullanım süresinin 6 aydan az olmaması son zamanlarda sıklıkla üzerinde durulan bir konudur. İlaç alımının özellikle Seratonin Geri Alım İnhibitörleri için sabah tok olması üzerinde durulmakla beraber akşam saatlerinde de ilaç alınmasında bir sakınca yoktur.

Trisiklik antidepresan ilaçların ağız kuruluğu, cilt kuruluğu, terleme, görme bulanıklığı, çarpıntı, kabızlık, işeme güçlüğü yan etkileri ilk 2-3 haftada görülür, zamanla azalır. Ağız kuruluğu ve kabızlık daha uzun sürebilir. Bellek bozukluğu, bunaltı ve huzursuzluk yaratabilir. Uyku hali ve baş dönmesi ortaya çıkabilir. Sedasyon görülebilir, iştah artışı ile kilo artışı olabileceği gibi iştah azalması ile kilo kaybı olabilir. Seratonin Geri Alım İnhibitörleri kullanılmaya başlanması sonrasında bulantı olabilir. Bu nedenle tok karınla alınması önemlidir ya da ilaç dozunun düşük başlanması ve zaman içinde yükseltilmesi önerilebilir. Trisiklik antidepresanlarda da olduğu gibi Seratonin Geri Alım İnhibitörleri de bağımlılık yapmayan ilaçlardır; ancak ilaç kesilirken sıkıntılı bir dönem olabilir. Buna fırsat vermemek için azaltılarak kesilmesi uygun olur. İlaç kesilmesinin zamana yayılması uygulamada sık başvurulan bir yöntemdir. Diğer yandan Seratonin Geri Alım İnhibitörleri yan etki olarak baş ağrısı, terleme ve cinsel yaşam ile ilgili sıkıntılar yaratabilir. Trisiklik ilaçların aksine Seratonin Geri Alım İnhibitörleri kullanan hastanın ameliyat öncesinde ilaç kesmesi gerekmez.

1950’li yılların sonunda ruh hekimliği uygulamalarında yeni bir dönem açan antidepresan ilaçlar 1990’lı yıllarda günlük yaşamın nerdeyse ayrılmaz parçası oldu. Etkilerinin tartışılmaya başladığı son günlerde yeni araştırmalarla birlikte depresyon ve genel olarak sıkıntı tablolarının altında yatan süreçlerin içinde nöronlar arasında iletişimi sağlayan transmitterler dışında nöroplastisite kavramından söz edilmeye başlanmıştır. Kısaca nöroplastisite beyin dokusunun, nöronların yeni ortam karşısında uyum yapma becerisidir. Nöronlar ve yaptıkları sinapslar (birleşme alanları) iç ve dış uyaranlar karşısında yapısal ve işlevsel değişiklikler gösterir, bu özellikler nöroplastisite olarak adlandırılır. Bir başka deyişle yeni duruma uyum sağlama becerisidir. Bu özelliğin kullanılmaz olduğu ya da yetersiz olduğu durumlarda nöroplastisite bozulmuş demektir. Klasik bir bilgi olan nöronların zedelenme sonrasında yerine yenilerinin gelmeyeceği, birleşme alanlarının yenilenme özelliğinin olmadığı bilgisi özellikle beynin bazı bölgeleri için geçerli olmadığı ileri sürülmektedir. Duygu, durum ve yönelim yönetiminden sorumlu olan beynin hipokampus bölgesi prefrontal bölge ile birlikte bellek işlevlerinde önemli işlev görür. Bu bölgelerde yenilenmeler ve değişik ilişkiler kurma ve geliştirme özelliğine sahiptir. Kronik stres ya da depresif, travmatik yaşam süreçleri sonrasında bu bölgelerin doğal olarak işlevleri gereği gerçekleştirmeleri gereken nöroplastisite işlevini yerine getirmediği ve bu aksamanın bir sonucu olarak depresyon geliştiği ileri sürülmektedir. Kimi araştırmacılar ve araştırmalar anılan bölgelerde oluşan hasarların giderilmesi ve yeniden yeterli işlev kazanılmasında antidepresan ilaçların etkin olduğunu işaret etmektedir. Benzer etkiyi antidepresan ilaçların yanı sıra lityum, valporik asid, elektrokonvulsif tedavinin yaptığı saptanmıştır. Bu etki mekanizması daha çok hücre içi bir süreci tanımlamaktadır.

Bu konuda araştırmalar sürmektedir.

Dr. Zafer ATASOY
Psikiatri Uzmanı
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.