JA Teline V - шаблон joomla Форекс

Prof. Dr. Ahmet Rasim KÜÇÜKUSTA

Hekimliğinin yanında udi, karikatürist, yazar...


9 Ocak 1955 yılında Kayseri’de doğdu. Diş hekimi / şair Turhan Nesimi Bey ve Fevziye Hanım’ın oğludur. İstanbul Erkek Lisesi’ni (1973)ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni (1979)bitirdi. 1984’de göğüs hastalıkları uzmanı 1986’da doçent 1996’profesör oldu. 1981’de Feryal Hanım ile evlendi; oğlu Umut 1982, kızı Bestegül1991 doğumludur. Almanca ve İngilizce bilir. Ud çalar, karikatür çizer, hikaye yazar. 2008 tarihinde emekli olarak üniversiteden ayrılmış olup özel muayenehanesinde çalışmakta ve serbest yazarlık yapmaktadır. Yazıları 6 yıldan bu yana günlük gazetelerde ve çeşitli internet sitelerinde (www.iyibilgi.com, www.iyilikguzellik.com, www.haberx.com ve www.mynet.com) yayınlanmaktadır.


 

Sayın hocam, “Tıp sadece bir bilim değil, aynı zamanda bir sanattır. İçinde fizik, kimya, matematik, biyoloji, edebiyat, felsefe, din, müzik, sosyoloji ve psikoloji de var” görüşündesiniz.

Bu sanatı iyi icra eden bir hekim olduğunuzu biliyoruz. Sizin deyiminizle; Bir, iki, üç! Tıp deyip sorularımızı yöneltiyoruz.

HEKİMLER NEDEN MUAYENEHANE AÇMAK İSTER?

Muayenehane söz konusu olunca hekimlerin hastanede çalışma özelliklerinden bahsetmeden olmaz. Bilindiği gibi yakın zamanlara kadar isteyen uzman doktorların ‘part time’ yani yarı zamanlı statüde çalışmaları mümkündü.

Benim de öğretim üyeliği hayatımın neredeyse tamamı ‘yarı zamanlı’ statüde geçti. Kâğıt üzerinde, bir hekimin hem hastanede hem muayenehanede çalışması yanlış gibi görünürse de bu herkes için geçerli değildir. Part time çalıştığı hâlde öğrencilere, asistanlara, bilime ve hastaneye tam güncülerden daha çok katkı yapan öğretim üyesi vardır. Tabii bunun tersine ait örnekler de pek çoktur. Part time statüyü ‘some time’ (bazı günler hastaneye uğrama) veya ‘pırt time’ (hastanede şöyle bir görünüp hemen kaybolma) ve hatta ‘never time’ (hastaneye hiç uğramama) şeklinde uygulayanlar da vardır.

Tüm bunlara rağmen bence doktorların hakları tam olarak verilmesi kaydıyla ‘Tam Gün Kanunu’ çok doğru bir uygulamadır. Bir öğretim üyesinin tam gün çalışması gerekir; aksini savunmak akıl kârı değildir Ancak muayenehane hekimliği de mutlaka olmalıdır; bu sosyal bir ihtiyaçtır. Herkes muayene olmak için hastaneye gitmek istemez ve bunda da haklıdır. Hekimlerin tümünden de mutlaka hastanede çalışmaları istenemez .

Muayenehane açmanın tek sebebi vardır; o da daha çok para kazanmaktır, gerisi lâf-ı güzaftır. Elbette hasta yatırmak, bıçak parası almak için muayenehane (bunlara daha doğrusu ofis demek lâzım) açan sayısız meslektaşımız vardır ama benim için muayenehane kutsal bir mekândır.

Muayenehane hekimliği dışarıdan bakıldığında ‘iki tık-tık bir şıkşık’ şeklinde çok rahat bir işmiş gibi değerlendirilse de aslında oldukça yorucu, yıpratıcı ve sorumluluğu çok fazla olan, fedakârlık gerektiren bir iştir.

Muayenehane bir hekimin namusudur. Bugünlerde sıkça duyduğumuz gibi tüm muayenehane hekimlerini ‘paragöz’ olarak nitelemek insafa sığmaz. Ben muayenehaneciliğime en ufak bir söz söyleyenin alnını karışlarım.

Muayenahaneyi bir ‘tezgâh’ olarak kullananlar vardır ve elbette bunlar gerektiği şekilde cezalandırılmalıdır.

Şimdi ise Tam Gün Kanununun bazı maddelerinin Danıştay tarafından iptali ile ilginç bir durum ortaya çıktı. Buna göre artık her uzman hekim hem tam güncü hem part time’cı oldu. Yani saat 5’ den sonra isteyen kahvehaneye isteyen muayenehaneye gidebilecek. Bakalım bu istek dışı ortaya çıkan yeni sistem uygulamada ne gibi sonuçlara yol açacak?

BİR HEKİM OLARAK SAĞ CEBİNİZDE SARIMSAK, SOL CEBİNİZDE SOĞAN TAŞIMAKLA NE KASTETMEKTESİNİZ?

Bu sözle kastettiğim şey bir hekimin temel bilgilerinin çok önemli olduğudur. Öğrencilerime de hep anlattığım bir hikâye vardır: Çok başarılı bir kaptan varmış. Gemisi zor bir durumla karşılaştığında hemen odasına girer kapısını kilitler ve kısa süre sonra da dışarı çıkar, talimatlar verir ve gemisini kurtarırmış. 

Kendisine sorulduğunda odada ne yaptığını kimseye söylemezmiş. Kaptan öldükten sonra gemidekilerin ilk işi kaptanın kimseleri sokmadığı odasına girmek ve onun sırlarını öğrenmek olmuş. Odada kapalı bir dolap ve dolapta kalın bir kitap varmış. Kitabın tüm sayfaları boşmuş; sadece ilk sayfasında şu cümle yazılıymış: 

İskele sol sancak sağ taraftır.

Bu hikâye bilimde ve her alanda temel bilginin ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. Tıp eğitimi de mutlaka yeniden yapılandırılmalıdır. Tıp fakültelerinin temel amacının öğrencileri TUS’a hazırlamak değil; gerçek ‘pratisyen hekim’ yetiştirmek olduğu unutulmamalıdır.

KAÇ YILDIR MÜZİKLE UĞRAŞIYORSUNUZ?

Çok küçük yaşlardan itibaren diyebilirim. Dedem ud, babam ud ve keman çalardı. Ben de çok küçükken darbuka çalmaya başladım. Ortaokula başladığım sene de uda heves ettim. O senelerde akrabalık ev komşuluk ilişkileri çok iyi idi.

Her akşam ya bize birileri gelir ya biz birilerine giderdik. Bu toplantıların bazıları da müzikli olurdu. Mahallemizde müziğe meraklı, kanun keman çalan komşularımız da vardı. O zaman yaptığımız fasılların musikisi hâlâ kulaklarımda. Laleli’deki evimizin arka sokağında ünlü ud yapımcısı Hadi Usta’ nın dükkânı vardı. Yazın zamanımın önemli bir kısmı orada geçerdi. Dönemin en meşhur saz sanatçılarını hep orada tanıdım. Kadri Şençalar, Şekip Ayhan Özışık, İrfan Özbakır, Coşkun Sabah, Rıdvan Aytan… ilk aklıma gelenler. Halen çaldığım ud da Hadi Usta’ nın yapımı, 38 yaşında. Bu udumu yukarıda adını saydığım udilerin hepsi çalmıştır.

UD ÇALMA DIŞINDA BESTE YAPMA YA DA BAŞKA MÜZİKLE İLGİLİ UĞRAŞINIZ VAR MI? GEÇMİŞTE OLDU MU?

Ben sadece ud çalıyorum. İlk senelerde beste yapmaya da heves etmiştim herkes gibi, ama bunların bir şeye benzemediğini fark edince bu işi hemen bıraktım. Genç yaşta evlenince beste yapmaya da gerek kalmadı. Fakat çok müthiş bir bestem var. Kızım Bestegül.

Hâlen Fehmi Koru’ nun fasıl heyetinin udisi olarak çalışıyorum. Emekli maaşımı  yetiremediğim zaman da gazino, meyhane, sünnet düğünü, nişan… nerede iş olursa orada çalışıyorum.

KAÇ SAAT SAHNEDE KALIYORSUNUZ? HİÇ AKLINIZDA BÖYLE BİR ŞEY VAR MIYDI?

Saat 9’da fasılla başlıyoruz. Bitiş saati belli olmuyor, ama en erken 2 diyebilirim. Ben bıraksalar sabaha kadar da çalarım.

MÜZİK HAYALİNİZ MİYDİ? BAŞKA MÜZİKLE İLGİLİ HAYALİNİZ VAR MI?

Benim öyle kürsü başkanı, dekan, rektör olmak gibi hâyalim veya beklentim hiç olmadı. İki hâyalim vardı benim. Yazarlık ve müzisyenlik. Allah’a çok şükür ki ikisini de gerçekleştirdim. Sabite Tur Gülerman’ın sazı olmayı çok arzu ederdim. Olmadı, ama bunu rüyâlarımda gideriyorum. Şükrü Tunar, Ahmet Yatman, Kadri Şençalar, Nubar Tekyay, Kemal Gürses’ le hiç bitmeyen fasıllar yapıyoruz rüyâlarımda.

AİLENİZİN, EŞİNİZİN TEPKİSİ NE OLDU?

Eşim en büyük teşvikçim. Mesela ‘Bitir artık şu kitabı da biraz da bize zaman ayır’ diyerek çok hızlı çalışmamı sağlıyor. Bu şaka tabii, ama Feryal hanım gerçekten çok anlayışlı bir kadın. Başka birisi beni çoktan kapının önüne koymuştu.

BU TEMPOYA NASIL DAYANIYORSUNUZ?

Sevdiği işi yapmak insanı yormuyor, aksine dinlendiriyor, dinçleştiriyor, tazeliyor. Tam aksine yazmamak veya çalmamak beni daha çok yoruyor.

Muayenehane açmanın tek sebebi vardır; o da daha çok para kazanmaktır, gerisi lâf-ı güzaftır. Elbette hasta yatırmak, bıçak parası almak için muayenehane (bunlara daha doğrusu ofis demek lâzım) açan sayısız meslektaşımız vardır ama benim için muayenehane kutsal bir mekândır.