Sal12122017

Tılsımlı İsim “Ali Ağaoğlu”

Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

AA Kodları gerçekten reyting kuruluşlarının değerlendirmesi gibi gücü, coşkuyu, heyecanı, başarıyı simgeliyor. Finans kesiminin popüler AA’sı Ali AĞAOĞLU ile, sağlık ve ekonomi konusunda bir araya geldik.


Ali Ağaoğlu 1963 yılında Ankara’da doğmuştur. Çocukluğu çoğunlukla Lüleburgaz’da geçmiştir. Kabataş Lisesi’nden sonra yüksek öğrenimini Boğaziçi Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde gerçekleştirmiştir. Değişik ülkelerde, birçok kuruluşta hazine bölümlerinde üst düzey yöneticilik yapmıştır. CNBC TV’de her sabah 8’de günlük ekonomik yorumlar yapmaktadır. Fortune Türkiye Dergisi Genel Yayın Müdürü’dür. Finans Online’de köşe yazarıdır. Vatan Gazetesi’nde de ekonomi yazarlığı yapmaktadır. Evli ve bir çocuk babasıdır.

Siz ekonomiyi iyi bilen Ali Ağaoğlu’sunuz. İnşaat sektörünün ağası Ali Ağaoğlu ile isim benzerliği sizi etkiliyor mu?

Benim için ilginç bir şans bu benzerlik. Çok keyif aldığım hoş bir rastlantı. Günde en az 2-3 kişiden ev almak istiyorum telefonları alıyorum, Gazete genel yayın yönetmenlerine kadar hemen herkes karıştırıyor. Bunlarla ilgili bir anı defteri bile tutmaya başladım.

Bu anılarınızdan birini anlatabilir misiniz?
2010 yılının ilk aylarında Fox TV’den genç bir muhabir beni bellemişti. Ekonomideki her türlü gelişmeye dair benden yorum almak istiyor, ya kendisi bir kameraman ile geliyor ya da telefon ile bağlantı yapıyordu. Yine günlerden bir gün akşam 16.30 sularında büyüme verisi açıklanacak. Muhabir öğleye doğru beni arayıp telefon bağlantısı yapıp yapamayacağımızı sordu. İşim olmadığından ve ofiste olacağımdan olur dedim.

Veri açıklandı ve ben de ofisteki televizyonu Fox TV’ye çevirdim, bekliyorum arasınlar diye. Bir anda ekranda adım ve adaşımın resmi - aslında ortak adımız - ekranda beliriverdi. Yanlışlıkla ben diye onu aramışlar ve adaşım/soyadaşım hiç mi hiç bozuntuya vermeden aynen veriyi yorumluyor. Her ne kadar verilere ne kadar aşina olduğunu biliyor olsam da son açıklanan veriden haberdar olması ve onun üzerine hiç bozuntuya vermeden yorum yapması takdire şayandı.

Sizce bir insan için en ilgi çekici konu para mı, sağlık mıdır?
Tartışmasız sağlık. Sağlıklı olmadığınız zaman para size sağlık satın alamayabiliyor, ama sağlıklıysanız her zaman para kazanabilme şansınız var.

Ekonominin bozuk olması ruh sağlığını önemli ölçüde olumsuz etkiliyebiliyor. Bir ekonomist olarak neler söylersiniz?
Bugüne kadar finansal piyasalarda çok kriz gördüm, yaşadım, atlattım. Kazandım, kaybettim. Hemen hepsi bana bir şeyler kattı. Bugünlerde halen daha ahkâm kesebiliyor olmamı o zamanki acı tecrübelerime borçluyum biraz da. Diğer yandan ruh sağlığım eskiden sık sık bozulabiliyordu. İki kez psikiyatra bile gittim.

Başkasının tasarrufu ile üretmeden büyümek sağlıklı mıdır?
Kredi kullanma maliyetiniz bu krediyi kullanarak yarattığınız “artı değerden” daha düşükse neden kullanmayasınız ki. Ama ne zaman ki herhangi bir katma değer yaratmadan kredi kullanıyorsanız, hiçbir şey değilse bile ödediğiniz faiz net olarak varlıklarınızı eritecektir.

Ekonomide psikolojik algılamanın önemi nedir?
Piyasalardaki fiyatları yaratan “beklentilerdir”. Toplumun beklentileri, ortak psikolojiyi, bu psikoloji de trendleri yaratır. Yükseliş trendleri, büyümenin verdiği morallerle genellikle daha yavaş ancak uzun zamana yayılır, bazen aç gözlülükle hızlandığı da görülebilir. Ancak sonrasında havanın dönmesi, morallerin bozulmasıyla, toplum psikolojisi, para kaybetme korkusunun da etkisiyle çok hızlı tersine dönebilir!

Türkiye’de tasarruf yapabilme alışkanlığı nasıldır? Sizce nasıl olmalıdır?
Tasarruf oranımız düşüktür. Hem bireysel, hem özel sektör hem de kamu sektörü  olarak tasarrufu pek sevmiyoruz. GSMH’nin yüzde 15’leri civarındaki tasarruf oranımız ihtiyacımızı karşılamaya yetmediği için biz cari açık veriyoruz. Bir de tasarruflarımızı daha çok altın ve gayrimenkul gibi daha durağan, likit olmayan enstrümanlara yatırıyoruz. Bu da ekonomik büyüme için kullanılabilir olan tasarruflarımızın oranlarını aşağı çeken bir unsur oluyor. Emlak işi Türkiye’nin milli hobisidir diyebilirim.

Ben küçük yatırımcılara önünü göstermeye, büyük okyanuslarda kaybolmalarını önlemeye çalışıyorum. 2008 krizini KAHİN RUBİNİ’den önce öngörebilmiştim. Borsada yatırım düşünmeyenlere BİREYSEL EMEKLİLİK fonlarını öneririm. Ödedikleri primleri vergi avantajı olarak kullanabilirler. Bu avantajı tekrar emeklilik fonlarına yatırırlarsa daha çok tasarruf edebilirler.

Ayrıca aracı kurum ve bankaların ana para korumalı fonları önümüzdeki dönem için gene caziptir. Borsada yatırım yapmak isteyenlere A tipi fonları ve diğer borsada işlem gören fonları önerebilirim Maalesef insanlar biraz açgözlü ve derslerini iyi çalışmıyorlar. Olayları çabuk unutuyorlar. Zararları uzun süre sürdürüp, az kara razı oluyorlar. Baştan ne kadar zarara dayanabileceğinizi saptamalısınız.

2001 krizinden Türkiye’yi çıkaran hangi faktörlerdi?
Ölümü gördüğümüzden toplum olarak sıtmaya razı olduk ve bu sayede, demokratik olarak geçmesi hayli zor olan bir çok kanun ve düzenleme meclisten geçti ve uygulanabildi. 2008 dünya krizi de bizim krize oldukça benziyordu. Ancak otoriteler bu denli kararlı davranamadılar. Neden derseniz, bizim krizimizde türev ürünler neredeyse yok denecek kadar azdı. Hemen hemen her şey kayıtlarda ve bilançoda yer alıyordu. Amerikan krizinde ise bilançodaki kalemlerden daha büyük bir bilanço dışı (nazım hesaplar) vardı ki bunları temizlemek mümkün ol (a) madığından küresel kriz bir türlü çözülemiyor.

Tabii ki bir de Türkiye’nin hem nüfusu hem de bölgesel konumu nedeniyle kendi içinde barındırdığı hızlı büyüme potansiyelini de unutmamak gerekiyor. Türkiye’yi krizden çıkaran bu potansiyeldir.

Türkiye halkı sosyal dayanışma ve otoriteye riayet eden bir yapıya mı sahiptir?
Sosyal dayanışmamızın hem Anadolu’nun hümanist geleneğinden hem de islâmi ağırlığımızdan dolayı güçlü olduğunu düşünüyorum. Otoriteye biat konusunda da uyumlu bir görüntü sergiliyoruz ama ilk fırsatta da nasıl etrafından dolaşabilirizi de düşünmeden edemiyoruz!

Korkutarak hükmetmeye çalışmak ekonomik güç getirir mi? Yoksa ekonomik gücü olanlar korkutarak mı hükmederler?
Ekonominin temel prensipleri var ve sermaye her zaman pamuklara sarılıp korunması gereken bir üretim aracıdır. Korkutarak ekonomik gerçekleri bir süre saklayabilir, çarpıtabilir ya da manipüle edebilirsiniz. Ancak bunu çok uzun süre devam ettirilebilmesinin mümkün olduğunu düşünmüyorum. Diğer yandan olayı emperyal ordu meselesi bağlamında değerlendirecek olursak, mutlaka böylesi bir gücün önemi ve etkisi var. Ancak bunun da uzun süre devam ettirilebilmesi hem zor, hem de maliyetlidir. Dengenin bir süre sonra “saf ekonomik” denkleme geri döneceğini hatırda tutmakta fayda var!

Ekonomi dünya para krallarının sergilediği bir TAKTİK savaş mıdır?
Mutlaka yukarıdaki soruda bahsedilen “güç-ekonomi” dengesinin sürüdürülebilmesi için stratejiler ve taktikler devreye girecektir. Ancak bunların çok da kısa vadelerde değiştiğini düşünmüyorum. ABD borçlarını ödemede zorlandığı gün dolar hegemonyası bitecektir.

Dünya zenginlikleri tüm insanlara nasıl homojen yansıyabilir?
Kapitalist ekonomi kurallarının uygulanmaya devam ettiği, bunun ortak ekonomik olarak dünyaca benimsendiği bir dönemde homojen dağılımın mümkün olduğunu düşünmüyorum. Ne zaman ki kapitalist sistemin yerini kâr / büyüme / sermaye odaklı bir yapıdan, insan odaklı bir yapıya geçilir ancak o zaman zenginliklerin homojen dağılımından, kullanımından söz edebiliriz. Ancak bunun için en azından bir 50 yıl ya da III. Dünya savaşının başımızdan geçmesi gerekecek gibi görünüyor!

Hobilerinizden bahseder misiniz?
Ralli, motorsiklet, gokart, kayak, snow-board, tenis, yelken, gemi kaptanlığı, sörf, bahçe işleri, mum işleri bazı hobilerimdir. Günde 5 saat uyurum. Sabah erken kızımla vakit geçirir, ardından işe giderim.Akşam iş dönüşü gene kızımla ilgilenir, ardından spor veya iş yemeklerine giderim. Hafta sonunu ailemle geçirir, birlikte aktivitelere katılırız. Pazar günleri ayrıca gelecek haftaya ekonomik analiz çalışmalarım da olmaktadır. İleri sürüş teknikleri bilirim. Hobilerim bana hayattaki mücadelemde yardımcı oluyor. Heyecanlanmadan,yolu iyi görerek sürmek lazım. Başkaları fren yaptığında gaza, gaza bastığında frene basarım. Virajlara yavaş girilir, hızlı çıkılır. Herkesten önce viraja girip çıkmak lazım.Kontrolsüz güç, güç değildir.

Ekonomik hareketler kadın gibidir. Bazen düzenli, bazen beklenmedik hormonal değişim gösterir. İlgi ister, sevgi ister, kazanç ister, çaba ister. Çok sıkarsan ölür, gevşek bırakırsan uçar, bir kuş gibi çözümsüze kaçar diyebilir miyiz?
Turgay Bey, siz yıllarını kadınlara vermiş birisi olarak benden çok daha iyi cevap verebilirsiniz diye düşünüyorum. Ben çok okuyarak, çok çalışarak piyasaları ekonomiyi, finansal piyasaları anlayabilir, çözebilirim. Ama korkarım ömrüm kadınları anlamaya yetmeyecek bununla beraber de ekonomi ile kadınlar arasındaki ilişkiyi de kurmam belki büyük büyük büyük torunlarıma nasip olabilir!

Sevgilerimle.
Röportaj: Dr. Turgay ŞENEN