Pz01212018

Güneşe Doğan Ülke Peru

Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

Yapılan her yolculuk bir kendini bulma serüvenidir aslında. Her kopuşsa bizi kendimizle yüzleştiren bir bütünleşme hikayesidir. Ancak kim kaçabilmiş ki kendinden? Gezginler bunu bilir, ancak yine de kaçtığını sanır: “Damarım attıkça, canım bedenimde oldukça kaçmaktayım.*”

 

Peru’ya, hep batıya giderek ve koca bir kıta, bir okyanus, bir ekvator çizgisi ve çokça saat diliminden atlayarak ulaşılabiliyor. And diyarı, gidilip görüldüğünde, uzak olduğu kadar yakın, farklı olduğu kadar da bildik geliyor. İnkaların ülkesi niteleniyor, ancak ülkeyi gezerken İnkaların And dağları medeniyetinin sahibi değil, mirasçısı olduğunu ve medeniyetlerini oluştururken tüm geçmiş zamanların birikimini ve bilgeliğini kullandıklarını hatırda tutmak gerekiyor.

Ülkenin tarihini bilmeden bu bölgeyi anlamak imkansız.1527 de İspanyol’ların ülkeyi işgali ve ardından gelen sömürgeleşme süreci, bölgeye adeta damgasını vurmuş.Rehberimiz, ”Burada, Amazonlar dışında hiçbir bölgede saf kalmış ırk bulamazsınız” derken,bizi trajik bir gerçekle yüzleştiriyor.Doğasını ışıktan alan güneşin çocuğu olduğunu düşünen And insanlarının, yaklaşık beş asır önce kara bir tufan gibi gelen İspanyol istilası ile kaosa sürüklenen yaşamlarında, acının, tutulan yas ve felaketlerin ardından, kabulleniş, bilgelik ve tevazu ile yaşanan büyük dönüşümün ve gelişimin bütün sonuçları, bugün Peru’luların sosyal ve kültürel varlığında ve inançlarında kendini açıkça hissettiriyor.



Burada affedişin insani izlerini takip ediyoruz. Kendimizi, bedenlerinde çoğalttıkları duygularını ve sözcüklerini parlak kara gözleriyle sessizce sunmayı bilen, kavruk ay yüzlü, açık elli, ince ve esnek bilekli , muhteşem bir güneş kadar sıcak ve yumuşak, şükran dolu bu küçük insanların, Mestizoların** arasında bulurken, ruhumuzu bu dünyanın karmaşa ve sorgusundan uzak, şükran dolu ılık ikliminde dinlendiriyoruz.

Peru, her açıdan birkaç sayfaya sığmayacak kadar büyük bir ülke. Bu nedenle, yazımı ve fotoğraflarımı İnkaların Kutsal Vadisi ile sınırlıyorum.İnkalar, başkentleri olan Cusco ile, Pisak ve Ollantaytambo şehirleri arasında kalan ve Urubamba nehrinin biçimlendirdiği, samanyolunun yeryüzündeki izdüşümü olduğuna inandıkları ve sosyal, politik ve dini inançları açısından çok önem verdikleri bu toprakları Kutsal Vadi olarak adlandırmışlar.

Ollantaytambo’da, Güneş Tapınağı olarak adlandırılan İnka Mabedi, tarım terasları ve bunları çevreleyen kaya bloklarından oluşan basamaklı yapısı ile, günümüze kadar bozulmadan gelen görkemli geçmişin somut ve güzel bir örneğini oluşturuyor. İnkalar, tek evrensel tanrı olarak her şeyin yaratıcısı Viraqocha’ya inanır ve ışığı ve gücü sayesinde her şeye yaşam veren İnti’ye (güneş) taparlardı.

Bu nedenle ükede kutsal olan güneşe adanmış bir çok tapınak bulmak mümkün. Keçuva*** dilinde wira su, qocha ise tanrı demektir. (Bunun sembolik anlamı; su ile yağ farklı yoğunluklarından dolayı kendiliğinden birleşemezler ve bunları birleştirecek tek güç tanrıdır.)

Cusco Meydanı (Plaza das Armas), dolu yağarken.Fotoğrafta, İspanyollar tarafından  Huayna Capac’ın sarayı üstüne inşa edilen Cizvit kilisesi ve kent meydanı görülüyor.
Peru’da bütün şehirlerin ana meydanları “Plasa des Armas”olarak  adlandırılıyor.Buraya “Gözyaşı Meydanı” da deniyor. 1781’de İspanyol istilasına direnen ve bu sırada devam eden uzun bir kuraklığın ardından yakalanan İnka Tupac Amaru ve tüm ailesi bu meydanda vahşi bir şekilde katledilmiş. Tupac Amaru ölürken başlayan şiddetli yağmurun, o zamana kadar kuraklıktan kavrulan ülkede, Tupac Amaru’nun ruhunun kurtuluşunun ve dönüşümünün simgesi olduğuna inanılır.

Cusco
Machu Picchu

Bulutlara asılı rüya şehir Machu Picchu. Kendi kadar muhteşem dağların ve ekvator  koşullarının biçimlendirdiği nefes kesen doğasıyla bütünleşen mimari bir bilmece. İnkaların sırlarını kimseye vermeyen teokratik, asil ve gizemli şehri. 2350 metrede kurulmuş, Urubamba vadisinde yer alan ve bu bölgeye gelen her gezginin rotasını ve hayallerini süsleyen şehirdeki teraslar ve istinat duvarları, üzerinde inşa edildiği dağın eğimine göre ayarlanmış. Harç kullanmadan yerleştirilen taş blokların oluşturduğu yapılar, saray ve tapınaklar ve arada yer alan meydanları ile her zaman etkileyici, mistik ve çekici olmayı başarıyor.

4 yönlü şehrin planı, İnka çarkına göre konumlandırıldığında anlam kazanıyor. İnsanın ruhsal dönüşümünü simgeleyen 4 yönlü şifa çarkında her yön, bir hayvanla simgelenmiş. Çarka, yılan ile simgelenen güney yönünden giriliyor ve ruhsal gelişme derecesine göre saat yönünde son aşama olan doğuya doğru yol alınıyor.

Güney (simgesi yılan): Şifalanma ve geçmişin yükünden kurtulma.

Batı (simgesi puma): Korku ve şiddeti yenme, maddi dünyadan manevi dünyaya geçiş, gökkuşağı ve barış köprüsü.
Kuzey (simgesi sinekkuşu): Aklını kullanabilme, özgürleşme, zamanın ötesine geçme ve gizli öğretiler.
Doğu (simgesi kondor): Önsezi, bilgelik ve dünyaya barış getirme. Son ve en zor aşama.

* Mevlana Celalettin Rumi
** İspanyollar ve bölge halkından oluşan melez ırk.
***İnkaların resmi dili.And dağlarında hala konuşuluyor.

Kaynaklar:
• Peru, Bolivya ve Galapagos Adaları (Bülent Demirdurak)
• Gezi Notları (Müzeyyen Pervan)

Yazı ve Fotoğraflar: Dr. Ahsev BALİÇ
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.