Sal12122017

Silgisiz Silelim

Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

Bizim evde kalemtraş yoktu, alınmazdı. Bütün çocuklar gibi ben de, küt uçlu kalemlerle, bastıra bastıra satır atlayarak yazmayı öğrendim. Dedem kurşun kalemlerimizi çakıyla yontar, kırılmasın tükenmesin diye asla ucunu sivriltmezdi.


Silgiler ortasına açılan delikten geçirilen iplerle boynumuza asılırdı.

Masaya sabitlenmiş kollu kalemtraşlar, zengin aile çocukları içindi. İlk gördüğümde aça aça neredeyse bütün kalemi bitirmiştim. Rahmetli dedemin bu hadiseye karşı kızgın ifadesi, her kurşun kalem gördüğümde gözümde canlanır.

Yoktu, bulunmazdı. Bulunsa alınamazdı. İşte ben bu sebepten, çocukluğumdan beri, kırtasiye vitrinlerini seyretmeyi pek severim. Adapazarı’nda Uzunçarşı girişinde karşı karşıya bakan “Mehmet Cavit” ve “Altın Kalem” vitrinleri komşu meşhur kırtasiyelerimizdendi.  Cağaloğlu’nun o ünlü kırtasiyeleri, üniversite yıllarımda hayatıma girmiştir. Cağaloğlu yokuşuna her çıkış ve yokuştan her inişte durup durup vitrinlere bakardık. O zamanlar bu günlere inat, kalemler de, çeşitleri de azdı.

İthal kalemlere baktıkça çaresizliğimiz artardı. Şimdilerde mağazaların kırtasiye reyonları, eski kırtasiyelerin vitrinlerine kıyas kabul etmez büyüklükteler. O günlerden kalan bu alışkanlık, günümüz mağazalarının kırtasiye reyonlarında dolaştırarak, geçmişten bu güne hatıraları çeker, beni meşgul eder.

Renk renk, çeşit çeşit kalemler ve cicili bicili kırtasiye malzemelerini seyretmek, onlara dokunmak keyfi, benim için bambaşkadır. Dostluğun kardeşlikten ileri olduğu ilk gençlik günlerinde, arkadaşının içini çekerek vitrinde seyrettiği Amerikan malı tükenmez kalemi, doğum gününde ona hediye eden Reslan’ı unutmak mümkün değildir. Bu hediyeyi alabilmek için bir dönem okula yayan gitmeyi göze almıştı.

Geçenlerde yine böyle raflar arasında dolanırken, alışılmışın dışında, kocaman bir silgi ilgimi çekmişti. Bir yandan koskocaman silgiye bakarken, öbür yandan düşünüyordum. Büyük yanlışları silmek için büyük silgilere ihtiyaç duyar mıyız?

Kendi kendime sordum, cevabım uzun sürmedi. Önemli olan silgi değil, ‘’Silmek’’ti. Eğer silmek isterseniz, yanlışları temizlemek için küçücük bir silgi bize yetecektir.

Böyle düşünürken kendimi dışarıda kalabalıklar içinde buldum. Aranızda uçurum olan birisinden size doğru adım atmasını istemek, onu yok etmek demektir. Varlığımızı, başkalarının yokluğu üzerine kurmak, yalnızlıktır. Önyargıları bırakıp başka bir şey düşünmeden ve beklemeden karşımızdakini anlamaya çalışmaktır. Bunun için çok büyük gayretlere ihtiyacımız yok. Eğer istersek küçücük bir gayret yetecektir.

Hiçbir problem, içinde bulunduğu şartların dışına çıkılmaksızın çözülemez. Ayrışmamaya ötekileşmemeye en çok ihtiyaç duyduğumuz günlerdeyiz. Yapacağımız tek şey, bahar temizliği gibi zihnimizi silmek ve temizlemektir. Gerisi çok kolay olacaktır.

Adnan BORAZANCIOĞLU
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.