Sal12122017

Otizmde Bir Başarı Öyküsü; Umut Arda KOÇER!..

Kullanıcı Oyu:  / 5
En KötüEn İyi 

Otizm tanısı alan her bireyin hikayesi genellikle “ 2,5-3 yaşlarında her şey normal giderken birden gerilemeye başladı, yapabildiği şeyleri de unuttu, kendi kabuğuna çekildi, aşırı hareketlenmeye başladı” şeklinde başlar. Bizim hikayemizde bu şekilde her şey güzel giderken başladı. Bu gün geriye dönüp baktığım zaman aslında bir şeylerin birden değişmediği, işin içinde kendi çocuğum olduğu için eksikleri görmemin çok zor olduğu, o yaş grubunda diğer çocuklarla aralarındaki farkların uçurumlar kadar olmadığı ve bir kabullenme süreci içinde olduğumu net bir şekilde görüyorum.


Arda’ da yolunda gitmeyen şeyin ne olduğunu eşimle tartışırdık ve ben her seferinde doktora gitme işini ertelerdim. Abartıyorsun, konuşması geri kaldı, biraz hareketli derdim. Bir gün psikiyatriden kendisi randevu aldı ve o gün otizmle yüzleştik. Hayatımız geri dönüşü olmayan farklı bir yola girmiş oldu. İkimiz de paramparça olduk.

O dönemlerde Malatya’ da yaşıyorduk. Malatya hem görev yerim hem de memleketim. Ailemin çoğu ferdi Malatya’da yaşıyor. Eşimle bu zor dönemimiz Malatya dışında bir yerde olsaydı bu kadar kolay toparlanamazdık diye düşünürüz. Ailem ve arkadaşlarımız bu dönemde çok destek oldular ve her türlü fedakarlığı bizim için gösterdiler, hep yanımızda oldular. İnsanlar çoğu kez suni problemler yaşarlar, bunları büyütürler, birbirlerini kırarlar. Gerçek problemle karşılaştığınızda durum çok farklıdır. Üstesinden gelmek zordur. Bizim yaşadığımız ve yaşayacak olduğumuz tam olarak gerçek bir problemdi.

Üniversitede bir hocamız ile görüştüm bizi Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatrisi’ne sevk etti. Prof Dr. Melda Akçakın bu işin otörüdür gidin görüşün dedi. 1 Mart 2003 Ankara’ya bu amaçla ilk yolculuk tarihimizdir. Ankara’da bazı tetkikler yapıldı, Arda değerlendirildi ve 15 gün sonraya yeni randevu verildi.

15 Mart 2003 çocuğumuzun otistik olduğu ve bunun için etkin bir ilaç tedavisi olmadığı, bugün için en önemli yaklaşımın özel eğitim olduğu, kreşten fayda göreceğimiz ve sosyal hayatın her yerinde çocuğumuzun da olması gerektiği, anne ve babanın her aşamada yer almasının çok önemli olduğu, her şeyi (kreşi, özel eğitimi v.b.) eve taşımamızın gerektiği bize ayrıntıları ile söylendi.

Otizm ile ilgili söyleyebileceğim en önemli nokta, bu yolda her zaman yol gösteren birilerine ihtiyacınız olduğu ve bunlarında doğru insanlar olması gerektiğidir. Ankara Üniversitesi ve  Melda Hoca ilköğretim yaşına kadar otizm tanısı almış bireyler ve aileler için gerçekten doğru yol göstericidir ve çok iyi bir insandır.

Otizm tanısı alan çocuklar gelişme basamaklarının bir yerlerinde takılıp kalırlar. Ailenin görevi onu takıldığı yerden alıp ileri basamaklara taşımaktır. Yıllardır otizmle tanışmış çok aile görüyoruz. Başlarken bir kabullenme sürecinden bahsetmiştim.Tanı konduktan sonra da çok ailede kabullenme süreci devam eder. Yani çocuk bir yerde takılır kalır.Kabullenme süreci devam eden aile de bir yerde takılır kalır. Bir yerde takılır kalırsanız çocuğuna bir şey veremezsiniz.O her gün biraz daha geriler, siz de paralel olarak gerilersiniz. Bu kabullenme sürecinin bir an önce bitmesi gereklidir. Bu biterse çocuğumane verebilirim başlar. Otizmde aile çok önemlidir. Anne ve babanın çocuğuna verebileceğini hiçbir kişi veya kurum veremez.

Ankara’dan dönünce hemen bir özel eğitim merkezi ve kreş bulduk. Evde bir şeyler yapmaya başladık. Eşimle bu yükü hep paylaştık. Ankara’ya aylık kontrollere gittik.

Yaklaşık bir yıl sonra Melda Hoca bize ya siz özel eğitimi eve taşıyamıyorsunuz ya da özel eğitim merkeziniz çok yetersiz, bu çocuk beklediğim yerde değil uyarısında bulundu.

Özel eğitim nedir? Önemi nedir? Ne verir? Bunları anlamak için bir süreç geçirmeniz gerekir. Özel eğitim merkezimizin Arda’yı tanıması zaten 6 ay sürdü.Soruyorsunuz ne yapıyorsunuz? Cevap tanımaya çalışıyoruz.

Bizi Ankara’da bildikleri bir özel eğitim merkezine yönlendirdiler. Böylece Uyum Özel Eğitim Merkezi ve Neslihan Hanım ile tanıştık. Hayatımızdaki en önemli dönüm noktası Uyum ailesinin bir parçası olduğumuz gündür. Arda’yı tanımaları 45 dakika sürdü, oğlumun sağ elini bariz bir şekilde kullandığını o gün öğrendim, önümüze bir program sunuldu, o gün anladık ki özel eğitim denen şey farklıymış. Çocuğunuzun öz bakım becerilerinden motor becerilerine kadar her şeyi içeren, aşama aşama ilerleme gösteren ve sonunda genelleştirilirek sosyal hayatın içine koyduğunuz bir uygulamaymış.

Uyum ailesi ve Neslihan Hanım doğru yol gösterici insanlardır ve bence normal çocuğu olan her insanın bile en azından bir kere Neslihan Hanım ile tanışması ve çocuğu ile ilgili görüşmesi gerekir.

Uyum programına başlarken Arda düz duvara tırmanan, bir yerde 10 saniyeden fazla oturamayan, 5-6 kelimesi olan, öz bakım becerilerinin hiçbirini yerine getiremeyen, tekrarlayan hareketleri olan bir çocuktu. Artık iki ayda bir Ankara’ya gidiyorduk. Bir hafta kalıp hem Ankara Üniversitesi hem de uyum programına katılıp Malatya’ya dönüyor ,aldığımız paket programı evde devam ettiriyorduk. Bunu yaparken Arda’nın programını eşimle hep paylaştık. Birimiz genel ihtiyaçlarımızı yerine getirirken öteki Arda ile ilgilendi. Annem çok fedakar bir insandır. Torunu için de çok şey yapmıştır. Onun bize yaptıklarını burada anlatmazsam haksızlık etmiş olurum.

Özel eğitim çok kolay değil. Çocuğunuz otistik ise her şeyi sizin öğretmeniz gerekir. Evethayırdan tutun da renklere kadar. Benim Arda’ya kırmızının bir renk olduğunu öğretmem 3 yılımı aldı, diğer renkleri öğrenmesi bir hafta sürdü. Bıkmadan usanmadan hep  ermelisiniz, günü gelince o da size emeklerinizin karşılığını mutlaka gösterir.

Arda ile sosyal hayatın her yerine bıkmadan usanmadan gittik. Eve hapsetmedik, sinemaya gittik, tiyatroya gittik, lokantaya gittik, sokakta yürüdük, tatile gittik, alışverişe gittik. Yanınızda bütün bunları burnunuzdan fitil fitil getiren biriyle yapmaya çalışmak hiç de kolay değil. Yemek mi yediniz, yemek mi sizi yedi, sinemaya girip 5-10 dakika sonra feryatlarla kaçarcasına ortamı terk etmek zorunda kaldınız mı, yeni bir kıyafeti deneyeceğim derken litrelerce terlediniz mi, tiyatroda 10 dakika daha kalsın diye cebinizde şeker ve çikolata ordusuyla dolaştınız mı ve başınıza bunların geleceğini bilerek tekrar tekrar bunları yapmaya devam ettiniz mi bilmiyorum.

Ankara Üniversitesi., Uyum Özel Eğitim, kreş programımız bu şekilde devam etti. Bir şeyler değişmişti.

2006 yılında Sakarya ‘ya taşındık .

Biz kreş ararken ne olur , çocuğumuzun ihtiyacı var, bizi alın demiyorduk. Bizim böyle bir çocuğumuz var, kreşe gidecek ve bu şekilde beklentilerimiz var diyebiliyorduk artık. Burada da Nihal öğretmen ile tanıştık. Doğru yol gösterendi. Arda’ya çok şey verdi.

Arda kreşin anaokulundan ayrılırken 8 yaşındaydı. Nihal Öğretmen Arda’yı ilköğretime hazırladı ve Arda ilköğretime hazır olduğunu yıl sonu gösterilerindeki performansı ile gösterdi. Herkes Arda’yı ayakta alkışladı duygusal anlar yaşadı.

İlköğretime başlayınca Melda Hanım ve Ankara Üniversitesi. İle vedalaştık. Melda Hocamı çok seviyor ve ellerinden öpüyoruz. Başak Hanım’a sevgilerimizi gönderiyoruz.

17 Ağustos İlköğretim Okulu bizim kaynaştırma eğitimini alacağımız okulumuz olarak belirlendi. Biz okula, okul bize hazır değil. Bu sıkıntı demekti; ama olmadı. Orada da doğru insanlar vardı. Aileler çok iyi niyetli insanlardı. Yönetim destekledi, öğretmen sahip çıktı ve biz aile olarak elimizden geleni yaptık.

Okul çok önemli. Her normal çocuk okula gider. Çocuğun okula gitmesi, okuldan bir şeyler alması aslında aile hedefidir. Çocuğunuz okullu oluyorsa çok şeyi aştınız demektir. Otistik ve okullu çocuğunuz varsa dünyanın en mutlu insanı sizden başkası olamaz. Orada emek var, alın teri var, yılların hesabı var, orada emeğinin karşılığı var.

Arda arkadaşları ile birlikte öğrendi okuma ve yazmayı. Toplamayı çıkarmayı, basit problemlerin çözümünü öğrendi. Okula beraber gittiği ve bireysel destek aldığı bir ablası var.

Birgün okuluna yalnız gidecek bunu da başaracak biliyorum. Okul Arda’yı çok olgunlaştırdı. Okula gitmeyi, arkadaşları ile birlikte olmayı çok seviyor. Kısa bir süre önce okula andımızı okuttu ve bu başarısından dolayı haftanın öğrencisi seçildi.

Müzikle arası çok iyidir. Müthiş bir müzik kulağına ve çok geniş bir repertuvara sahiptir Arda. Söylemeyi ve dinlemeyi çok sever. Queen, Kıraç, Barış Manço’dan Modern Folk Üçlüsü’ne kadar bildiği ve dinlediği sanatçılar var. Sportizmle koordine bir gruptan müzik eğitimi de alıyor. Bir gün bir yerlerde Arda’yı bir şeyler çalıp söylerken görürseniz şaşırmayın o bunu yapabilir.

Arda 10 yaşında ve 7,5-8 yıllık mücadelenin sonucunda konuşarak kendini ifade edebiliyor, öz bakım becerilerinin hemen hepsini yerine getirebiliyor, verdiğimiz basit görevleri yerine getirebiliyor, eşimle sohbet ederek sokakta yürürken bazen Arda’yı unutuyoruz ve aklımıza geldiğinde yanımızda, arkamızda bize eşlik ettiğini görünce çok mutlu oluyoruz.

Yakında ağabey olacak. Kız kardeşi konu olunca biraz huysuzluk yapıyor; ama eminim çok iyi bir ağabey olacak.

Arda ve benzer özellikte çocuklara kendilerini ifade edebilecekleri ne kadar yol var ise denenmesi taraftarıyım. Arda ilköğretim 3. sınıfta okuyor. Ankara’da Uyum özel eğitim paket programına, spora ve müzik eğitimine devam ediyor. Evde ders ve özel eğitim programları alıyor ve sosyal hayatın her yerine bizimle birlikte gelmeye devam ediyor. Bunların hepsinden büyük katkılar alıyor ve aldığını bizlere gösteriyor.

Arda’nın ilk tanı konulduğu dönemlerdi. Malatya’daki özel eğitim merkezi aileleri toplantıya çağırmıştı. Çocuklarımız neredeler, neler yapabiliyorlar, olumlu olan her şeyi konuşalım dediler. 5-6 aile katıldık. Geçmiş zaman isimleri hatırlayamıyorum.Bir kız çocuğunun babası ve bir erkek çocuğunun annesi devamlı konuşan onlardı. Ben bir ya da iki kez konuşabildim. Onların o gün çocukları için anlatacak çok şeyleri vardı. Bir çocuğunuz var ve onun için birkaç kelime dışında söyleyecek olumlu hiçbir şeyiniz yok. Çok üzülüp çok ezildiğim günlerden biridir. O gün kendime bir söz verdim, maddi ve manevi elimden ne geliyorsa çocuğum için yapacaktım.

Hedef belliydi, hiç susmadan çocuğumu anlatabileceğim günlerin gelmesi için mücadele etmek. Bu gün geldiğimiz noktada ben yine çocuğum için bir şeyler anlatmıyorum. Arda emeklerimizin karşılığını öyle verdi ki, insanlar Arda’yı anlatıyorlar ben dinliyorum ve bundan büyük keyif alıyorum

Sakine-Muzaffer Koçer


Alkışlar Umut’a

16 Ocak 2011 Pazar
17 Ağustos İlköğretim Okulu 3-A sınıfı öğrencisi Umut Arda Koçer, geçtiğimiz hafta yapılan değerlendirmeler sonucunda “Haftanın Öğrencisi” unvanını almaya hak kazandı.

Değerlendirme
17 Ağustos İlköğretim Okulu’nda öğrenciler akademik başarıları, sosyal, kültürel ve sportif becerileri ve takdir edilmesi gereken davranışları dikkate alınarak değerlendiriliyor ve bir öğrenci haftanın öğrencisi olarak seçilerek okulun web sitesinde yayımlanıyor.

Takdirle Karşılandı
17 Ağustos İlköğretim Okulu’nda otizm teşhisi nedeniyle kaynaştırma eğitimi alan Umut Arda Koçer okulda yapılan törende Andımız’ı okuyarak haftanın öğrencisi olmaya hak kazandı. Birçok öğrenci için alışılmış bir davranış olmasına rağmen Umut’un bunu başarabilmesi hem ailesi, hem öğretmenleri, hem de okuldaki diğer tüm öğrenciler tarafından takdir ve alkışlarla karşılandı.

Eğitim İle Tüm Engeller Aşılıyor

Okul Müdürü Cumhur Karasu öğrencinin bu başarısından duyduğu memnuniyeti dile getirirken “Umut bize, aile ve okul dayanışma içinde olduğu zaman eğitimle her engelin aşılabileceğini bir kez daha göstermiştir. Kaynaştırma genelgesi doğrultusunda okulumuzda oluşturduğumuz destek eğitim odasının ve burada verilen eğitimin desteğe ihtiyacı olan tüm öğrencilerimiz üzerindeki olumlu etkilerini gururla yaşıyor ve tüm ilköğretim okullarında destek eğitim odalarının açılması gerektiğine inanıyorum. Başta Umut Arda olmak üzere ailesine, Sınıf Öğretmeni Filiz Doğan’a, okul rehberlik servisimize, Umut Arda’nın sosyalleşmesi ve gelişmesi için katkı sağlayan tüm öğretmen ve öğrencilerimize teşekkür ediyorum.” dedi.

“Teşekkürler Umut.”
Okul Rehber Öğretmeni H. Ayfer Demir, Umut Arda’nın üç yılda büyük ilerlemeler kaydettiğini  ifade ederek şunları söyledi : “Kaynaştırma eğitimi alan öğrencimiz Umut Arda’nın gösterdiği ilerleme hepimizi gururlandırıyor. Okul olarak biz kaynaştırma eğitimini ciddiye alıyor ve bu durumdaki öğrencilerimize destek eğitim odasında bire bir destek eğitimi veriyoruz. Aile de, yapılan çalışmalarda okula destek olduğunda, sonuç Umut Arda’da olduğu gibi gerçekten şaşırtıcı olabiliyor. Galiba esas teşekkür etmemiz gereken kişi Umut. Teşekkürler Umut; bize sabrederek ve özenli bir eğitimle neler yapılabileceğini gösterdiğin ve senin gibi sorunlar yaşayan diğer çocuklara “umut” olduğun için!”