Kaş'ta Bir Dalış...

Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

Çoğu insan denizlerin altını merak eder. Ulaşılması zor olan çoğu şeyi merak ettiğimiz gibi kenarında yaşadığımız, içine girip yüzdüğümüz, üzerinde gemi, tekne vs ile gezdiğimiz deniz hem bize çok yakın hem de uzak. Hakkındaki efsaneler de az değil...


Yıllar önce fırsat bularak başladığım, ayrıca her uygun zamanda katıldığım dalış  eğlencelerinin biri daha için bir otobüs dolusu ilgili dalışçı Kaş’a gidiyoruz. Aslında dalış da diğer sporlarda olduğu gibi bir eğitimi olan ve sonra buna uygun pratikler ile sınıf sınıf yürüyen bir spor dalı. Otobüste bana göre alt ve üst sınıftan insanlar var.

Akşam yola çıkıp sabah Kaş’ta soluğu alıyoruz. Önce otele yerleşip sonra kahvaltı yapıp  limanda tekneye geçiyoruz. Dalış teknesi gayet iyi hazırlanmış; herkesin kullanacağı dalış malzemeleri kendi adına hazırlanıp bir kenara konmuş. Bunların içinde soğuğu geçirmeyen özel bir malzemeden yapılmış alt ve üst deniz elbisesi, içine hava doldurulabilen bir çeşit yelek, batmak için kurşundan ağırlıklar, palet, maske, sırta alınan hava tüpü ve ona ait ilgili borular vs var...

 

Sabah dalışı Kaş limanının biraz batısında gerçekleşiyor. Gruptakiler elbiselerini giyip tüp, maske, ayaklara deniz patiği, bazıları eldiven ile grup liderinin talimatıyla belli bir usule göre tek tek suya atlıyor. 6 kişilik grup gene liderin talimatına göre, yeleklerdeki havanın boşaltılmasıyla suyun altına yavaş yavaş iniyor, 7 metre derindeki toprağın üzerinde bir halka şeklinde diziliyoruz. Hoca (lider) herkesten, elin yukarı kaldırılarak baş ve işaret parmağının birleştirilmesyle ifade edilen “sorun yoktur” işaretini aldıktan sonra önümüze geçip yüzmeye başlıyor.

Deniz altındaki yüzme, yere 1 metre kadar yakından paletlerin hareketiyle yapılıyor. Hocanın
dışındaki herkes ikişer kişilik sıra oluyor ve iki kişiden her biri diğerinin dalış eşi (body: badi) oluyor. Her body’ arkadaşını sürekli kontrol eden, hatasını düzelten, gözetleyen, bir sorun yaşarsa haberdar olan kişidir. Sürekli birlikte hareket etme zorunluluğu da vardır. Çünkü su altında insan anormal şartlar altındadır ve her an insanın başına bir sıkıntı gelebilir. Eğer durumu arkadaşı fark ederse sorun atlatılabilir, aksi halde istenmeyen olaylar -ölüm dahil gerçekleşebilir.

Su ne kadar berrak olsa da deniz altında görüş mesafesi kısıtlıdır. İlk 10 metre derinlikte güneşin tüm ışıkları suya nüfuz edebiliyor. O nedenle en güzel renkler, canlıların çoğu, değişik bitkiler, .. gerçek renkleriyle ancak bu derinlikte görülebiliyor. Yedek ışık kaynağı olmadan su altı fotoğrafı için ideal derinlik bu kadardır. Daha aşağılarda kırmızı ışık artık yoktur; böylece de fotoğraf için en güzel renk olan kırmızı ve onun katıldığı tüm ara renkler yok olmuştur. Gerçek rengi farkedebilmek için el feneri bulundurmak gerekli. 20 metrenin altında ise sarı renk kaybolduğundan bütün renkler mavi siyah arasında gider gelir. 30 metre aşağıda artık görüş mesafesi de iyice azalmış oluyor.

Hoca önde bizler arkada ikişerli sıra halinde takip ediyoruz. Daha batıya ve derinlere doğru yüzerek inmeye başlıyoruz. Su altındaki toprak da genellikle karadaki eğimin benzeri bir şekilde devam ediyor. Dik uçurumlardan düşmeden yuvarlanmadan süzülerek iniyoruz. Bir yandan elimizdeki bir aletle hem tüpteki hava basıncının durumunu hem de kaç metreye indiğimizi takip ediyoruz. Dev kayaların arasından hiç zorlanmadan balıklar gibi süzülerek ilerliyoruz. Önümüzden geçen balık sürüleri genellikle pek rahatsız olmadan yoluna devam ediyor. Su yüzündeki ürkek balıklar su altında adeta dost oluyor, bazen insanla burun buruna kadar gelebiliyor. Bir çok defa da bu dostluğunu bir zıpkın ucuyla delinmek suretiyle ödemek zorunda kalır. Ama balık bu, çoğu bu tehlikeyi anlamıyor.

Ben deniz altına girinceye kadar her yerin kum olduğunu zannederdim. Dalgıçlık yapmaya başladıktan sonra hayretle gördüm ki kum çok az yerde var. Meğer her yer deniz altında da toprakmış! Bu toprakta yüzeye yakın yerlerde daha çok olmak üzere çayırlar, çimenler, değişik yosunlar, mantarlar , yere bağlı yaşayan yarı bitki yarı hayvan canlılar bulunuyor. Bu son gruptan borazan çiçeği çok ilgimi çeker. Uzaktan 15 cm’lik boyda, 1 cm çapta bir sapın ucunda suyun hareketiyle her yöne salınıp duran sarılı kırmızılı yelpaze gibi bir çiçek görünür. Yakınına kadar çoğu defa bir hareket yoktur. Uzandığınız anda çok ani bir hareketle çiçek kaybolur; o uzaktan görülen sap bir borudur ve o bitki de bu borunun içine çekilmiştir. Boru da bir kayaya sıkı sıkıya yapışıktır. Oradan ayrılmazsanız bu canlı bir daha da kolay kolay dışarı çıkmaz. Elimde fotoğraf makinesiyle peşinden çok koştuğum ama içime yatan bir fotoğraf çekemediğim bir canlıdır bu...Ben fotoğraf çekerken de adaşım ve meslektaşım Hasan da beni beklemekten hep sıkılır.

Dalış 25 metrede duruyor ve geriye dönüşe geçiyoruz. Bu derinlikten yukarı bakıyorum; su yüzü artık görülmüyor. Hoca sık sık dönüp bizleri gözetliyor, gördüğü enteresan deniz kabukları veya balıkları işaretle gösteriyor. Bir ara bir kayanın dibini gösteriyor, elimizi sokmamızı işaret ediyor. Elimi sokuyorum, bir elin parmakları kadar kuvvetli ahtapot kolları varmış. Çıkarmak için zorluyorum ama o da çok kuvvetle yapışmış. Sonra da arkadaşlar aynı şeyi yapıyor. Bu hareketlerden rahatsız olan ahtapod etrafı koyu renk bir boyaya bulayıp kaçmakta buluyor çareyi.

Çıkardığımız hava kabarcıkları gittikçe büyüyerek yukarı doğru sürekli yükseliyor. Suyun altındaki hareketler gayet yavaş oluyor. Biraz fazla hareketli olmak ise insanı karadakinden daha fazla yoruyor. Tüplerdeki havanın azalmasına göre biz de çıkış zamanımızı ayarlıyoruz. Biraz sonra sabah dalışımızı sonlandırıp teknede güneşlenmeye geçiyoruz. Bizden sonra diğer gruplar dalış yapıyor.

Öğle yemeği teknede genellikle kıymalı makarna ve içecek bir şeydir. Öğleden sonra da limanın doğusunda benzeri bir dalış gerçekleştirerek akşama otele dönüyor, sonra da yemeğe limanda balık için çıkıyor, yemekten sonra da çarşı Pazar geziyoruz.

Ertesi sabah dalış için fenerin biraz ilerisine gidiyoruz. Body’min şikayeti yüzünden fotoğraf makinemi ilk defa almıyorum ama içimden sanki değişik bir şey görecekmişiz gibi geliyor.

6 metrelik bir yerde demir atan tekneden gene usule uygun olarak tek tek suya atlayıp hocaya bir nevi tekmil verip dalışa geçiyoruz. Bulunduğumuz yerin biraz daha doğusu bir boğaz; su altından boğazı geçip arkadan aşağıya doğru ineceğiz. Tam boğazı geçmedeyken  bir tepenin etrafında dönüp duran kılıç balıkları görmeyelim mi? Onlarca, belki daha fazla, 1 metre boyunda 10cm kadar endeki bu muazzam yaratıklar bir iki metrelik küçük bir tepenin etrafında tavaf eder gibi yavaş bir hareketle dönüp duruyor. Hepimiz bu merasime birkaç metre kadar yaklaşıp durduk. Hoca bana dönerek makineyi soruyor, ben de body’me dönüp bakıyorum. Hoca vahlanıyor, ben de makineyi bu defa almadığıma pişman oluyorum. Bir süre seyredip yolumuza devam ediyoruz.

Boğazın arkasından aşağı doğru iniyoruz. Düzgün bir bayırı aşağı doğru 27 metreye kadar inip sonra da geri dönüyoruz. Artık öyle yarım metrelik bir balık, deniz kabukları vs cazip gelmiyor. Dönüşte aynı yerin yakınında ama bu defa düz bir yerde yaklaşık tabanı 5 metre çapında, tepesi daha dar bir koni oluşturacak şekilde dönme merasiminin devam ettiğini gördük. Gene hepimiz durup bir kaç dakika bu seramoniyi seyrediyoruz.

Denizden çıkınca rehberimizin anlattığına göre 15 yıllık dalgıçlık hayatında ilk defa böyle bir toplu kılıç balığı kümesi görmüş. Demek ki benim bir daha görme şansım çok zayıf. Body’me söylenip duruyorum, bir daha makinemi bırakır mıyım?

Öğleden sonraki dalışta benzeri bir manzara aradıysam da koca denizde o balıklar kim bilir neredeydi? Demek ki bundan sonra ben hep o balıkları arayacağım, ya bulursam diye...

Akşama hepimiz otobüse binip iki günlük keyifli dalışlardan sonra evimizin yolunu tutuyoruz.

Op. Dr. Hasan SAĞLAM
Üroloji Uzmanı
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.


Fotoğraflar:
Op. Dr. Hasan SAĞLAM

новинки кинематографа
Машинная вышивка, программа для вышивания, Разработка макета в вышивальной программе, Авторский дизайн