Prş08172017

Rahimde Beslenme

Kullanıcı Oyu:  / 3
En KötüEn İyi 

Çikolata ve dondurma, doğumdan önce bile bir ziyafettir.

Şu sıvıyı yutup duruyorum ama bir türlü doymuyorum. Peki enerjimi nereden alıyorum?


Hamilelik sırasında annenin aldığı her besin bebeğe ulaşır. Hamile olduğunuzun belgelendiği andan itibaren neyi ne kadar yiyeceğinize dair profesyoneller bir yandan, aileniz bir yandan sizi öğüt bombardımanına tuttu. Birçok yiyeceğin yararları ve zararlarını belirlemek  konusunda bilim büyük yol kat etti. Büyük olasılıkla, doktorunuzun tavsiyesi ile bazı rahatsızlıklara karşı önlem olarak hamilelikten önce de folik asit alıyordunuz. Size verilen beslenme öğütleri aşırı gelse de hem bebeğinizin sağlığı hem de kendi sağlığınız için önemlidir. Elbette hamile kalınca beslenme alışkanlıklarınızı baştan aşağı değiştirmeniz gerekmez. Önemli olsan, önerilen besinleri ve vitaminleri günlük olarak düzenli almanız ve bol su içmenizdir; çünkü plasenta bebeğinizi ancak sizin vücudunuzda bulunan maddelerle besleyebilir. Eğer siz beslenme yetersizliği çekiyorsanız bebeğiniz de bundan payını  alacaktır. Araştırmacılara göre hamile kadınların sigara, alkol ve keyif verici madde tüketiminde güvenli kabul edilebilecek bir sınır yoktur. Bu tür alışkanlıkların doğmamış bebek için düşük doğum ağırlığı, fiziksel gelişimde gecikme ve zeka geriliği gibi çok ciddi sonuçları olabilir. Bu durum annenin emzirdiği dönem için de geçerlidir.

Rahim bebeği koruyan ve değişen ihtiyaçlarına anında uyum gösteren özgün bir organdır. Anne ve bebeğin vücutları hayret verici bir uyum içinde çalışır. Bebeğin kanındaki maddelerden birinin çok az miktarda azalması veya yükselmesi bile annenin vücudunun bu eksikliği karşılamak veya fazlalığı gidermek üzere tepki vermesine yol açar. Bu döngü sayesinde bebeğiniz bir yandan sağlıklı gelişmesini sağlayan besinleri, vitaminleri ve mineralleri alırken diğer yandan aynı anda atık maddeleri de vücudundan çıkarır.

Rahimdeki bebeğiniz vücudunuza plasenta ve göbek bağını oluşturan damarlarla bağlıdır. Bu bağda sarmal biçimde ilerleyen iki atardamar ve bir toplardamar, bunların çevresinde de sert bir zar bulunur. Bu zar sayesinde göbek bağı son derece sağlamdır. Her biçimde esneyebilir ve dönebilirken damarlardan akan kanın basıncı göbek bağını bebeğinize dolaşmayacak kadar gergin tutar. Hamileliğiniz sırasında rahminiz bebeğinizle birlikte büyüyüp genişlerken göbek bağı da bebeğin artan ihtiyaçlarını karşılamak için uzar ve kalınlaşır. Bebeğiniz doğuma hazır hale geldiğinde göbek bağının uzunluğu da neredeyse onun boyu kadardır.

Hamilelik boyunca plasenta da bebeğinizin değişen beslenme ihtiyaçlarına göre genişler. Bebeğinizin rahimdeki yaşantısı boyunca tek dayanağı olan plasenta, büyük ve garip görünüşlü bir dokudur. Ancak bunun tek işlevi besin sağlamak değildir. Plasenta aynı zamanda bebeği kanınızda bulunabilecek enfeksiyon ve virüslere karşı da korur. Doktor ve ebe doğumdan sonra güzelim bebeğinizi bir kenara bırakıp plasentanızla ilgilenmeye başlarsa hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz ama şaşırmayın. Bebeğinizin ardından plasentanın çıkışı doğumun başarıyla tamamlanması için gereken son aşamadır ve göbek bağı kesildiği anda plasenta gereksiz hale gelir. O andan itibaren bebeğinizin organları onun ihtiyaç duyduğu enerji ve besin için kendi başlarının çaresine bakmak zorundadır.

Of! Yine mi acı yiyor? Ben tatlı şeylerden hoşlanıyorum. Neden bu acı yiyeceklere katlanmak zorundayım?

Şaşıracaksınız ama yemek yemediği halde, bebeğinizin tat duyusu rahimdeyken gelişmektedir. Hamileliğin altıncı ayının sonunda, bebeğiniz acı, tatlı ve ekşi tatlar arasından ayrım yapabilmektedir ve tat tercihleri oluşmaya başlamıştır. Rahim sıvınız üç saatte bir yenilenir. Bu sıvının çoğunluğu sudur ama içeriğinde hormonlar, proteinler ve diğer besinler de yer alır. Bebeğiniz bı sıvıyla sık sık ağzını doldursa da bunun amacı beslenmek değildir. Ancak, yine de bazı tatlar plasentayı geçer ve rahim sıvısına bir önceki yemeğinizin lezzetini verir. Kısacası, siz acılı bir yemeği çikolatalı pastaya tercih edebilirsiniz ama, içinizdeki  faklık bu tercihinizi onaylamayabilir.

Araştırmacılar, ceninlerin rahim sıvısında en çok rastlanan lezzetlere alışarak, kendileri anne sütünün özel lezzetine hazırladıklarına inanmaktadır. Doğumdan sonra beslenme alışkanlıklarını kökten değiştiren annelerin, başlarda bebeklerini emzirmekte zorlandığı bilinmektedir. Çünkü bebeğin emdiği sütün tadı, rahimde alışık olduğu lezzetten farklıdır. Anne, hamileliği boyunca düzenli olarak acı yerse, rahimdeki bebek de buna alışır. Ancak bebek buna alışık değilse ve rahim sıvısına bir anda çok kuvvetli bir acı biber tadı dolarsa, bundan rahatsız olabilir. Hatta acı bir yemek yedikten sonra bebeğinizin ifadesini görebilecek olsanız, tanımadığı lezzetten ötürü yüzünü buruşturmasına şaşırırdınız.

Doğmamış bebeğiniz rahimde lezzet yolculuklarına çıkarken, sadece tatlar konusunda bilgi edinmekle kalmaz. Bebek beyninde, birtakım tatlar ve bunlara eşlik eden fiziksel değişimler arasında ilişkiler kurulur. Sözgelişi, koyu bir kahve içtikten sonra kalp atışlarınız hızlanır. Hamilelik sırasında kafeinli maddeler tükettiğinizde, bebeğinizin de nabzı hızlanarak sizin bu maddeye tepkinizi taklit edecektir. Eğer çikolataya düşkünlüğünüz varsa, bebeğiniz rahim sıvısındaki tatlı lezzeti mutluluk duygusuyla bağdaştırmayı da öğrenecektir.

Rahim genişlemekte olan bebeğe olabildiğince istikrarlı ve koruyucu bir ortam sağlayacak yapıdadır. Ayrıca, rahimdeki hayat, farklı duyuları geliştirmeye yardımcı olan heyecan verici birçok olanakla da doludur. Bebeğiniz, yeni gelişen beynine kesintisiz işitsel uyarıcı veren ilginç seslerin olduğu bir orkestranın içindedir. Burada bebeğiniz, değişen ruh hallerinizi, değişen fizyolojik durumlarınızla bağdaştırmayı öğrenir. Hissetmek açısından kısıtlı olan ortamından yararlanarak, bazı nesnelerin elinde ve ağzında uyandırdığı hissi keşfeder. Hatta göremiyor olsa bile, daha sonra kullanmak üzere göz kaslarını çalıştırır. Son olarak, doğmamış bebeğiniz ilk yemeğinden aylar önce tat duyusunu oluşturmaya başlamıştır bile. Görebildiğiniz gibi, içinizdeki ufaklık çok meşguldür ve daha sonra gerekecek pek çok şeyi öğrenmek için zamanını çok iyi kullanmaktadır.

Bu yazının içeriği Prima’dan alınmıştır. Tüm hakları Prima’ya aittir. İzinsiz kopyalanıp çoğaltılamaz.